İSLAM SALT AKIL DİNİ DEĞİLDİR, BAŞTA VAHİY, AKIL VE NAKİL DİNİDİR!

Yayınlandı: 04 Kasım 2011 / İktibaslar

Hz. Ebubekir’e dediler ki: “Hey Ebu Bekir, senin arkadaşın var ya, şöyle şöyle diyor.” Hz. Ebu Bekir onlara: “O diyorsa doğrudur” cevabını veriyor. Daha vahyin ilk geldiği dönem bu. Ebu Bekir, arkadaşından değil başkalarından duyuyor. Ama kabul ediyor. Akıl bunun neresinde? Ebu Bekir bir kere arkadaşına inanıyor. O yalan konuşmaz. Hiç duymadık yalanını. Madem eskiler de bu zamanda bir elçi gelecek diyorlar, o zaman sorun yok. Olsa olsa bu elçi Muhammed (sav) olur diyor ve İMAN ediyor. Bu akıl yürütmeyecek manasına gelmez. Ama gönül ön planda. İman ön planda.

İmam Ebu Hanife ile büyük İmam Muhammed Bakır arasında geçen şöyle bir olay anlatılır: Muhammed Bakır’a, Ebu Hanife’nin taabbudi (ibadet konuları) hükümler üzerine kıyas yaparak İslam’ın özüne muhalif bir tavır içinde olduğu anlatılır. Bir gün Muhammed Bakır Medine’de Ebu Hanife ile karşılaşır ve O’na:

“Sen kıyasla amel ederek dedem Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sünnetine muhalefet ediyormuşsun öyle mi?” diye sorar. Ebu Hanife:

“Bu ithamdan Allah’a sığınırım. Sen konuşmana dikkat et ki, ben de sana karşı üslubuma dikkat edeyim. Çünkü Allah Resulünün ashabına üstünlüğü gibi, senin de diğer insanlara üstünlüğün var…”

Bu ifadeler üzerine Ebu Hanife, Muhammed Bakır’a:

“Aklı mı dinin emrine, yoksa dini mi aklın tasarrufuna teslim ettiğimi öğrenebilmen için sana soru soracağım, bana cevap ver” der.

-Erkek mi yoksa kadın mı daha güçsüzdür?

-Kadın.

-Mirasta erkeğin payı ne kadar kadının ki ne kadardır?

-Kadının payı erkeğinkinin yarısı kadardır.

– Eğer bu konuda iddia edildiği gibi kıyasla hüküm verseydim erkeğe kadının payının yarısını verirdim. Çünkü kadın daha güçsüzdür.

– Namaz mı, oruç mu daha üstündür?

– Namaz.

– Eğer kıyasla hüküm verseydim, bu konudaki nassa (ayet ve mütevatir hadis) muhalefet eder, hayızlı bir kadına orucu değil de daha büyük bir ibadet olan namazı kaza etmesini emrederdim.

– İdrar mı yoksa meni mi daha pistir?

– İdrar.

-Eğer kıyasla hükmetseydim, gusül abdestinin meninin çıkmasından dolayı değil de idrarın akmasından dolayı gerektiğini söylerdim.

Karşılıklı bu soru cevap faslından sonra Muhammed Bakır Ebu Hanife’nin haset sahiplerinin iddia ettikleri gibi olmadığını anlar, O’nu alnından öperek kutlar.

………………………………………………………………………………………………………………………………

Birilerinin sokuşturma akıllarıyla, kendilerini bir zamanlar ELİT olarak tanımlayan İslam düşüncesine sahip bazı kimseler, “İSLAM AKIL DİNİDİR” veya “İSLAM MANTIK DİNİDİR” diyerek, bir de bu sözlerine Allah’ı şahit tutup Kur’an’ı Kerim’den ayetler söylemeye çalışıyorlar.

Böyle yaparak akılları sıra kendilerinin ne kadar çağdaş olduklarını, ne kadar aydın olduklarını birilerine gösterecek ve DİĞERLERİNİN sözcülüğünü yapar konumda olacaklar. Bu AYDIN kesim bir anda DİĞER MÜSLÜMANLARIN sözcüsü oldular. Televizyonlardaki konuşmalarda, tartışmalarda, formlarda, gazete köşelerindeki yazılarında, dergi makalelerinde, yayınladıkları kitaplarında DİĞERLERİ adına da konuşuyorlardı.

Bu ışıl ışıl AYDIN insanlar, hem İslam’da Ruhbanlık yoktur diyerek, İslam’ı diğer dinlerden farklı göstermeye çalışırken hem de sanki Ruhbanlık makamından boşalan yeri kendileri dolduruyormuş hissi verdiler bana. Çünkü bu elitler: “BENİM İSLAM’DAN ANLADIĞIM BUDUR” demiyorlar, bizzat “İSLAM ŞUNU DİYOR, İSLAM ASLINDA BUNU DİYOR” diyerek kendi düşüncelerini, kendi yorumlarını MUTLAK DOĞRU imiş gibi söylüyorlar.

Bu AKLI EVVEL elit tabaka kendilerine o kadar güveniyorlar ki, bir müddet kendilerinin de zorla inandıkları “İSLAM AKIL DİNİDİR”, “İSLAM MANTIK DİNİDİR” gibi, İslam’ın kökünden reddettiği sözleri sarf eder oldular. Dedik ya, Kur’an’ı Kerim’den de konu hakkında ayetleri delil göstermeye çalıştılar.

Nitekim Kur’an’ı Kerim’de AKILDAN, AKIL SAHİPLERİNDEN bahseden birçok ayet vardır. Ancak bu ayetlere biraz dikkatli bakıldığında, bu şahısların bu sözlerini destekleyecek en ufak bir yol göremezsiniz. Bu sadece onların hevalarından uydurdukları ve başkalarının sokuşturma aklıyla hareket ederek söyledikleri merdud (reddedilmiş) bir anlayıştır.

Gerek yok aslında ama yine de basit bir AKIL YÜRÜTME yöntemi uygulayarak, bu sözün nasıl merdud olduğunu gösterelim.

Soru:

Kur’an’ı bize gönderen, getiren ve tebliğ edenler kimlerdir?

Cevap:

Gönderen: Allah

Getiren: Cebrail-Vahiy

Tebliğ eden: Hz. Muhammed (sav)

Yorum: Tebliğ edeni akıl kabul eder. Çünkü gözle görülür elle tutulur tarihte yaşamış bir kişidir. Peki, Gönderen ve Getiren için aynı şeyi söylemek mümkün müdür? Akıl bunu kabul eder mi?

Allah’ü Teâlâ, Cebrail vasıtasıyla Resulü Ekrem (sav)’e indirdiği dinin, iniş şeklini akıl kavrayamazken nasıl İslam Akıl Dini Olur? Bu anlayış akla mantığa aykırıdır. İşte eğer İslâm gerçekten akıl dini olsaydı, o zaman Peygamberin kavminin çoğu onu kabul ederdi. Oysa Mekke döneminde koskoca kavimden sadece 120-150 arası kişi kabul etmişti. Bu mevzu geniştir. Lütfen “AKLEDİNİZ.”

Soru:

Kur’an’ı Kerim’de geçen bazı ayetlerde olağan üstü olaylardan bahsediliyor. O kadar çok ki bunlardan sadece bir tanesine bakalım.

“(Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:) “Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?” dedi.

Cinlerden ifrit: “Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim.” dedi.

Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: “Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.” Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır, O’na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.” (Neml, 38-39-40)

Tahtın o hızla getirilmesi şaşılacak bir olaydır. Bugün bile sırrı çözülemeyen bu olay ve buna benzer onlarca olayı, mesela Musa’nın sopasının dev bir yılana dönüşmesini hangi akılla açıklarsınız?

Cevap:

Bunların bazılarına her ne kadar akıl erse de günümüzde dahi uygulanamamıştır. Diğer bazılarını ise akılla açıklamak mümkün değildir.

Yorum:

Madem böyledir, madem akıl Kur’an’ı Kerim’deki anlatılan olayları anlayamaz ve kavrayamaz, nasıl olur da İslam akıl dini olur?

Soru-Cevap:

İslam madem akıl dinidir, madem mantık dinidir, o halde söyler misiniz bu din kimin aklına göredir?

Eğer derseniz ki; “ALLAH’IN AKLINA GÖREDİR” o zaman nasıl olur da kendisini aklın kavrayamadığının aklını kabul edersiniz? Allah sonradan yaratılanlara benzemez. Dolayısı ile Allah’ın aklını bilmek için benzeri olması gerekir. Kıyaslanamaz bir şeyi anlamak da mümkün olmayacaktır. (Biraz felsefeye kaçtık galiba. Hemen sıyrılalım o halde).

Eğer derseniz ki; “İNSAN AKLINA GÖREDİR”, -böyle de olması gerekir- çeşit çeşit aklı olan insanlardan hangisine göredir acaba?

Ama derseniz ki siz bu sözü yanlış anladınız. Bu sözden kastedilen, “İNDİRİLEN AYETLERİ AKIL KABUL EDER, ZİKREDİLEN DİNİ İNSAN MANTIĞI KABUL EDER” manasında ise o zaman çok daha tehlikeli bir yerde dolaşıyoruz. Bunun cevabı yukarıdaki soruların içerisinde mevcut. Tekrarlamayacağım.

O halde ne diyeceğiz?

Diyeceğiz ki, İSLAM VAHİY DİNİDİR. İnsanın hem aklına, hem gönlüne hitap eder. Akıllı insanlar için indirilmiştir. Aklı olmayanlar ise muaf tutulur mükellef sayılmaz.

Diyeceğiz ki; İslam, aklı olanları muhatap alır, onların aklına ve gönlüne hitap eder. Akıllarının almadığı yerlerde İNANÇ devreye girer. İnancın olduğu yerde akıl arka planda kalır.

İslam Vahiy dini olduğu gibi nakil dinidir de. Ama bu demek değildir her gelen haberlere körü körüne inanıyoruz. Biz gelen haberleri (hadisleri) genel olarak 4 kategoride yaklaşıyoruz.

1. Mütevatir Haber

2. Ahat Haber

3. Zayıf Haber

4. Uydurma Haber

“AHAT HABER” ile amel etme konusunda hiçbir sorun yoktur. Yani eğer bir haber bize haber-i ahat olarak gelmişse biz bu haber ile amel ederiz (“biz” derken kendimizi kastetmiyorum, müntesibi bulunduğumuz usulün sahibini kastediyorum) “ZAYIF HABER” için durum biraz daha farklıdır. Tartışmalı bir konudur. Daha dikkat ve ihtimam ister. Ancak “UYDURMA (MEVZU) HABER”ler ile asla amel edilmez, yanlarına yaklaşılmaz. Bu konuda da herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir.

Dikkat ederseniz yine ihtimam göstererek 2, 3 ve 4. maddeleri itikat (iman) noktasında değil, bilakis amel konusunda değerlendirdim.

“MÜTEVATİR HABER”e gelince durum değişir. Bizler hem bu haberlere iman ederiz hem de amel ederiz. Nitekim biliyorsunuz ki, Kur’an’ın da bize ulaşması mütevatir haber yoluyla olmuştur. Kural dışı (şaz) olanlar asla Kur’an metni içerisine sokulmamıştır. Olay bu kadar nettir.

Velhasılıkelam; biraz mürekkep yalamış herkes bilir ki, bir kişiyi yönetmek istiyorsan onu kendi anlayışından, geleneğinden, göreneğinden, insanlarından ve dilinden uzaklaştırırsın. O artık senin kölen olur. Çünkü seninle çıktığı bu yolculukta yalnızdır, yol bilmez, iz bilmez. Seni sevmediği halde sana mecbur kalır ve senden ayrılamaz. Zamanla sana ait olanları öğrenir, öğrenmek zorundadır.

Dün olduğu gibi bugün de bazı gruplarda boy gösteren Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz bazı soytarılar, Müslümanların anlayışlarını yozlaştırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Dini hükümleri bilmeyen Müslüman insanların önce kafasında şüpheler oluşturulmakta ve daha sonra da bu şüpheler yerini inkâra bırakmaktadır. Bu insanlar neden dini hükümleri bilmiyor? Çünkü dini hükümlere ait dili bilmiyor. Söyleneni anlamıyor. Oysa karşısındaki din istismarcısı durumu biliyor, bunu iyi değerlendiriyor.

O günkü toplumun ayetler geldiğinde ilk anladıkları ne ise ayetler ondan bahsetmektedir. Bu ayetler gizli kapaklı, anlaşılmaz ayetlerden değil ki, dün farklı anlaşılsın, bugün farklı anlaşılsın. Ancak kalplerinde eğrilik bulunanlar Allah’ın bu açık ayetlerini saptırmak için uğraşırlar.

Diyeceğim son söz şudur:

Allah bu kitabı bazı densizler gece triplerine girdiği zaman, içinden bir ayeti alıp, kendi kıt akıllarına göre tercüme edip, sonra da insanlara seciyeli sözler yazıp söylemesi için indirmedi. İki satır kelam edeceksiniz diye ayetleri tevil edip yamultup, tahrif etmeyin, eğip bükmeyin…

yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.